Bir yanı Muğla’ya, bir yanı Denizli’ye bakan, sırtını Karıncalı dağa yaslamış ve ismini verdiği ovayla anılan köydür Yaykın.

Aydın’ın en yüksek ilçesi Karacasu’nun yine en yüksekte kurulmuş köylerinden biridir.

Aydın’a Nazilli’ye kar yağdığında haber olur televizyonlarda, oysaki Yaykın’a yağması doğaldır.

 

Denizli’den Aydın’a doğru yol alırken Buharkent’i geçtikten sonra sola doğru bir ok Aphrodisias ve Karacasu’yu gösterir. Direksiyonu kırar ve 20 km gitmeyi göze alırsanız Karacasu’ya ulaşırsınız.

Eğer Aphrodisias’a gittiyseniz mutlaka Karacasu’dan geçmişsinizdir.

Yaykın'a ulaşmak için Karacasu’dan sonra 21 km daha gitmek gerekiyor.
 

Belki bilirsiniz Karacasu pidesi, Nazilli pidesi çok meşhurdur, tatmadıysanız mutlaka tadın.

Yolunuz düşerse pide yemeden geçmeyin.

Ege bölgesinde, özellikle İzmir’de pide yerseniz yüksek ihtimalle Karacasu’lu bir ustanın ellerinde yapılmıştır o pide.
Ve tabii ki zeytinimiz, zeytinyağımız.

Yaykın’da benim ailem gibi neredeyse tüm insanların temel işidir zeytin.

Büyük bir özenle çapalarlar ağaçların diplerini, budarken canlarını acıtmamaya çalışırlar ağaçların. İlaç atarlarsa zehirleyeceklerini düşünürler ağaçlarını ve çocuklarını. Her şeyden önemlisi kendi sofralarına koyarlar yetiştirdikleri zeytinleri ve sıktıkları zeytinyağını.
 

Hileyi bilmezler, ondandır ki saf katıksız doğal sızma zeytinyağı üretirler. Müşterileri çoktur. 
Yaykın'ın verimli, mineral zengini kırmızı topraklarında yetişen zeytinin asitlik oranı düşüktür.

Aydın’ın en serin bölgesi olduğu için zeytinler aşırı sıcaktan zarar görmez, tazeliğini her daim korur.

Yaykın yöresi Aydın’ın en az yağış alan ve yüksekliği itibariyle de en serin bölgesi. Bölge az yağış aldığı için yetişen zeytinlerin aroması çok güçlü ve yoğundur.

Doğal sızma zeytinyağlık zeytin olması durumunda, en iyi ihtimalle ortalama olarak 4,5- 5 kilo zeytinden bir litre doğal sızma zeytinyağı çıkar.

Bu oran birçok yerde 7-8 hatta 10 kiloya kadar çıkmaktadır.

Bundan dolayı her zeytin zeytinyağı için uygun değildir.

Yağ oranı düşük olan zeytinler genelde sofra tüketimine uygun olarak işlenir.

Yaykın’ın zeytini, zeytinyağlık zeytindir onun için annem ancak kendi tüketeceğimiz kadar zeytini kırarak veya çizerek tuzlu suda beklettikten sonra soframıza koyar.
Hayatım boyu marketten zeytinyağı almadım ben. Umarım hiçbir zaman almak durumunda da kalmam.

Markete girdiğimde zeytinyağı reyonuna bakmadan da geçmem ve ister istemez şu hesabı yaparım.

En iyi ihtimalle 4-5 kilo zeytinden bir litre zeytinyağı çıkarken, bir litre doğal sızma zeytinyağının fiyatının ne kadar olacağını siz tahmin edin. Ama neredeyse Ayçiçek yağı ile zeytinyağının fiyatı aynı. Gerçek zeytinyağı mı yiyoruz sizce?

Yorumu size bırakıyorum...

Elbette ki hepimizin şehirdeki yaşamı bırakıp gidip bir köye yerleşme şansımız yok. Ama en azından doğal besinler (ki zeytinyağı bunların içerisinde en önemlilerindendir) tüketme şansımız olmalı.

Bu siteyi oluştururken en temel amacım bu oldu.

 

Herkes yaptığı işte başarılı olmak ve takdir edilmek ister, onların ne kadar başarılı bir iş çıkardıklarını ben çok iyi biliyorum.
 

Öyle stratejiler, hareket planları yapmıyorlar. Sadece barış içerisinde doğayla iç içe bir hayat yaşıyorlar. Huzurlular, kimseyle bir alıp veremedikleri yok. ürettiklerini her şeyden önce kendileri için üretiyorlar ve tüketiyorlar. Boşuna bu bölgenin insanları uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmüyorlar.
 

Belki okumuş veya duymuşsunuzdur; ülkemizin en uzun yaşayan insanları bu bölgede yaşıyor.

Onlar ürettiklerinin doğal haliyle sofralara ulaşmasından büyük mutluluk duyacaklar. Fakat bunu yapabilme şansları yok. Bizlerin de doğal şekilde üretilene ulaşma isteğimiz var ama ulaşabilme şansımız az.

Bu sitenin oluşturulmasındaki en temel mantık budur. Yaykın’da yetişeni doğallığını hiç yitirmeden size ulaştırmak...

Yaykın © 2012

dijital bilgisayar